Güncelleme: 10.07.2025 12.30
Hasarlanan araçlarda, hasar gören parçanın niteliği (orijinal, eşdeğer, yan sanayi, çıkma) ne ise, değiştirilen parçanın da aynı nitelikte olması gerekmektedir. Yalnızca üretimi durmuş veya piyasada temin edilemeyen parçalar için en iyi ikinci seçenek değerlendirilebilir. Bunun dışındaki her türlü uygulama, onarımın “layıkıyla” yapılmadığı anlamına gelir.
Eğer hasarlanan parça orijinal ise ve sigortacı onarım sırasında bunun yerine daha düşük nitelikli bir parça (eşdeğer, yan sanayi veya çıkma) kullandırmışsa, şu riskler ortaya çıkarabilir:
✅Can güvenliği riskini artırma ve yaşam kalitesini düşürme riski: Gelecekte meydana gelebilecek kazalarda, araçta beklenen dayanıklılığı sağlamayabilir; bu da sürücü ve yolcuların hayatını tehlikeye atabilir. Ayrıca tedavi giderlerin artmasına, hatta sakatlıklar oluşturmasına veya artmasına neden olabilir.
✅Daha fazla maddi kayıp oluşturma riski: Gelecekte meydana gelebilecek kazalarda, düşük kaliteli parça nedeniyle daha büyük hasarlar oluşabilir ve araç sahibinin zararı katlanarak artabilir.
✅Değer kaybı riski: Araç satışı sırasında yapılan ekspertizlerde düşük nitelikli parçanın tespit edilmesi, ek bir değer kaybına yol açabilir.
Özetle, bugün kaçınılan küçük maliyetler, yarın hem sigortalı hem de sektör açısından çok daha büyük tazminatlara ve telafisi mümkün olmayan bedeni zararlara yol açabilmektedir.
Avrupa’da birçok ülkede, özellikle ilk iki risk nedeniyle yan sanayi parça kullanımı yasaktır. Bildiğim kadarıyla ya orijinal parça kullanılmakta ya da çok eski araçlarda yalnızca sertifikalı (denetlenmiş) çıkma parçalarla onarım yapılmasına izin verilmektedir. Kaldı ki, kasko sigortasında kendi sigortalısına “orijinal parça” takılırken, trafik sigortasında (üçüncü kişiye) herhangi bir sertifikaya tabi olmayan “yan sanayi parça” kullanılması ne hukuken ne de vicdanen izah edilebilir; bu anlayışın sigortacılıkta yeri olmamalıdır.
Ülkemizde serbest tarife uygulamasına geçiş yapılması ile birlikte “eşdeğer parça” adı altında yan sanayi parça kullanımının tamamen yasaklanması gerektiğini düşünüyorum. Gerçek anlamda eşdeğer parça konusunda ise karamsarım, zira son 10 yıllık süreçte bütün gayretlere rağmen mevzuatında ve uygulamasında kayda değer bir gelişme sağlanamamıştır.
Sebepsiz zenginleşme ve yargı kararları
Sigortacı, daha ucuz bir onarım yolunu seçerek maliyetini düşürür ve bu yolla haksız bir şekilde menfaat sağlar.
Yargı, sigortacı tarafından lağıyla onarılmamış araçlarda çoğunlukla servisin işçilik ücretine dair bir ek talebi ve zarar görenin servise ek işçilik bedeli ödemesi yaptığına dair bir belge olmaması halinde işçilik bedeli çalıştırmadan parça fiyat farkının (sigortacının sebepsiz zenginleşme tutarı kadar) zarar görene ödenmesine karar vermektedir.
Eksper ve Bilirkişi Raporlarındaki Sorunlar
Eksperlerin, hasarlı araç üzerinde mutlaka fiziki inceleme yapmaları ve değişmesi gereken parçaların niteliğini raporlarında açıkça belirtmeleri gerekmektedir. Ancak uygulamada, hasarlı parçaların niteliğini açıkça belirten eksper raporlarına neredeyse hiç rastlanmamakta; sigorta şirketlerinin de bu yönde bir talepte bulunduklarına bugüne kadar şahit olmadık.
Diğer taraftan, ekspertiz raporlarında onarımda kullanılan parçaların nitelikleri de mutlaka doğru ve şeffaf bir şekilde belirtilmelidir. Ne yazık ki uygulamada, yan sanayi parçalar çoğu zaman “eşdeğer” olarak kaydedilmekte; hatta daha ileri gidilerek “logosuz orijinal” veya doğrudan “orijinal” şeklinde yazıldığı örneklerle de karşılaşılmaktadır. Bu durum, hem sigortalılar hem de yargı süreçleri açısından ciddi bir denetim ve güven sorunu yaratmaktadır.
https://www.metinsariaslan.com/trafik-sigortalarinda-maddi-tazminat-talepleri/
Bilirkişiler açısından durum biraz farklı. Şöyle ki bilirkişilerin araç üzerinde inceleme yapma imkanı çoğunlukla olmamakta, dolayısıyla özellikle hasarlanan parçaların niteliğini tespit etmekte güçlükleri bulunmaktadır. Bununla birlikte ekspertiz raporları ve fotoğraflardan hasarlanan ve değişen parçların niteliğini tespit edilemediği durumlarda, bunun raporlarında açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Sonuçta, aracın onarımında hasarlanan parça niteliğine uygun parça (veya orijinal parça) kullanıldığı kanaatine varılmışsa, herhangi bir fiyat farkı hesabı yapılması teknik ve hukuken hatalıdır. Ayrıca aracın lağıyla onarımını sigorta şirketince yaptırılması halinde, iskonto ve KDV mevzusu, artık sigorta şirketi ve onarımı yapan servis/tedarik firmaları arasındaki bir sorundur.
Bunun dışında lağıyla onarılmamış araçlarda, ekspertiz raporlarındaki otoanaliz gibi programların referans fiyatları doğrudan alınarak rapor tanzim edilmesi doğru bir yaklaşım değil. Bu tutarların mutlaka yetkili satıcılardan teyit ettirilmesi, parça fiyatı veren sitelerden (örn. www.bilus.com.tr) denetlenmesi ve sonuçlarının raporda belirtilmesi gerekmektedir.