Deprem Sigorta Açığı
TEPAV Raporuna göre, Kahramanmaraş depremler sonucunda toplam 150 milyar ABD doları tutarındadır. Bu kaybın yaklaşık 5 milyar ABD dolarlık kısmı DASK ve sigorta şirketlerince karşılanmıştır. DASK hariç sigorta şirketlerinin doğrudan üstlendiği yük yaklaşık 3 milyar ABD dolar civarındadır.
Bu tablo, toplam maddi kaybın yalnızca %3,3’ünün, DASK hariç tutulduğunda ise yaklaşık %2’sinin sigorta yoluyla karşılanabildiğini göstermektedir.
(Kaynak: 05.02.2026 tarihli NTV Bakış Programı – Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar).
AON plc verilerine göre dünya genelinde 2024 yılında afet kaynaklı kayıpların yaklaşık %40’ının, aynı şekilde Swiss Re yayınladığı sigma 1/2025: Natural catastrophes raporunda %43 ünün sigorta sektörü tarafından karşılanmıştır. Bu durumda Türkiye’de afet risklerine yönelik ciddi sigorta koruma açığı bulunduğu ortaya çıkmaktadır.
Peki bu açığın temel nedenleri nelerdir?
Öncelikle, toplumda sigorta bilincinin yeterince gelişmemiş olması önemli bir etkendir. Buna ek olarak satın alma gücünün düşüklüğü, sigortanın gelişimini sınırlamaktadır. Devletin afetlere yaklaşımı da ayrı bir başlık olarak değerlendirilmelidir; “nasıl olsa devlet yardım eder” algısı, bireyleri ve kurumları sigorta yaptırmaktan uzaklaştırmaktadır. Ayrıca;
- mevzuat kaynaklı sorunlar,
- hatalı yargı kararları,
- denetim eksikliği,
- düşük primlerle sigorta yapmak istenmesi ve
- sigorta şirketleri arası yaşanan yoğun rekabet
nedeniyle ortaya çıkan eksik sigorta uygulamaları bu tablonun önemli nedenleri arasında yer almaktadır.
Beklenen İstanbul depremi
Önümüzde beklenen İstanbul depremi bulunmaktadır. En büyük temennimiz elbette can kaybı yaşanmamasıdır; ancak maddi kayıpların kaçınılmaz olacağı da açıktır. Özellikle sanayi ve ticaretin merkezi konumundaki İstanbul’da yaşanacak büyük bir depremin, ekonomi üzerindeki etkileri de son derece yüksek olacaktır.
Öneri
Özellikle kurumsal sigortalarda, mutabakatlı bedel üzerinden sigorta yapılması ve hasar anında ise rayiç bedele göre ödeme sistemine geçilmesi büyük önem taşımaktadır. Başka bir ifadeyle, kasko sigortalarında uygulanan yaklaşımın; yangın ve mühendislik sigortalarında da artık benimsenmesi gerekmektedir.
Ayrıca iş durması ve kâr kaybı sigortaları alanında ciddi bir eksiklik bulunmaktadır. Bu alanlarda eksik sigorta oranı çok daha yüksektir.
Bunun yanında, deprem sonrasında inşaat maliyetlerinde yaşanan artıştan kaynaklanan ekonomik kayıpları teminat altına alacak sigorta ürünlerinin geliştirilmesi de artık bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Sonuç
Sonuç olarak sigortacılık, özünde bir fiyatlama işidir. Doğru aktüeryal modellerle, tüm bu risklerin sigortalanması mümkündür. Konuya bu şekilde yaklaşarak başta SEDDK olmak üzere herkesin acilen birşeyler yapması gerekmektedir.

