SEDDK tarafından poliçe üretimi durdurulan Gri Sigorta, Mellce Sigorta, Aveon Global Sigorta ve AcnTürk Sigorta ile anlaşmalı olan tamirhaneler, kasko sigortası kapsamında gerçekleştirdikleri onarım bedellerini ilgili sigorta şirketlerinden tahsil edemedikleri gerekçesiyle, araç sahiplerine ilamsız icra takipleri göndermeye başlamıştır. Bu takiplere süresinde itiraz etmeyenlere karşı takip kesinleşmiş, itiraz edenlere ise dava açılmak suretiyle yasal süreç başlatılmıştır.
Oysa, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca, bir borcun doğabilmesi için taraflar arasında açık bir sözleşme ilişkisi bulunmalı veya haksız fiil ya da haksız zenginleşme şartlarının oluşmuş olması gerekir.
Sigorta şirketleri, araç onarımına ilişkin tazminat yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla çeşitli servislerle doğrudan sözleşme yapmaktadır. Bu sistemde, onarım işlemleri sigortalı adına değil, sigorta şirketinin sorumluluğu altında gerçekleştirilir. Servisler bu hizmeti, sigorta şirketi ile aralarındaki sözleşme çerçevesinde ve sigorta şirketinden alacaklı olacak şekilde ifa eder.
60 No’lu KDV Sirküleri de bu uygulamayı teyit eder niteliktedir. Sirkülere göre, sigortalı kendisi onarım yaptırıp, fatura ibraz ederek bedeli sigorta şirketinden tahsil ederse, KDV yansıtma faturası düzenlenmesi gerekir. Ancak anlaşmalı servislerde durum farklıdır; burada hizmeti alan sigorta şirketidir. Bu nedenle faturanın sigorta şirketi adına kesilmesi ve KDV’nin şirket tarafından beyan edilmesi gerekir (KDVK m.1).
Muhasebe uygulamaları da bu borç ilişkisinin muhatabının sigorta şirketi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Sigorta şirketleri, anlaşmalı servislerde gerçekleştirilen onarımları “ödenmiş tazminatlar” hesabına gider kaydederken, aynı zamanda “anlaşmalı kurumlara borçlar” hesabında alacak kaydı oluşturmaktadır. Bu durumda ilgili hasar dosyası muallak hasar listesinden çıkarılmakta, şirket borcunu doğrudan servise karşı üstlenmektedir. Kaldı ki, bu muhasebe kayıtları HMK m. 222 gereğince delil niteliğindedir.
Sonuç olarak, anlaşmalı servislerde yapılan onarımlar, sigortalı ile servis arasında değil, doğrudan sigorta şirketi ile servis arasında kurulan sözleşmeye dayanılarak yapılmaktadır. Bu nedenle, sigorta şirketi onarım bedelini ödemediği takdirde, anlaşmalı servislerin bu bedeli sigortalıdan veya zarar görenden talep etme hakkı bulunmamaktadır. Bu çerçevede sigortalının, kendisine hizmet sunmayan bir anlaşmalı servisle borç ilişkisine sokulması, hem sözleşme hukukuna, hem de temel borçlar hukuku ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.
Öte yandan, TTK m. 1431/3 gereği rizikonun gerçekleşmesi hâlinde poliçe taksitleri muaccel olur ve şirket, bu borcu tazminattan mahsup edebilir. Ancak aynen tazmin (onarım yoluyla ödeme) durumunda bu mahsup için ayrıca bir talepte bulunulması gerekir.