Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, fahiş seviyelere ulaştığını belirttiği trafik sigortası ve kasko fiyatlarına tepki gösterdi. Trafikte bulunan 34 milyon aracın yaklaşık 7 milyonunun hiçbir sigortasının bulunmadığını, yalnızca 9 milyon aracın kasko sigortasına sahip olduğunu ifade eden Palandöken, vatandaşların artan maliyetler nedeniyle sigorta yaptırmaktan kaçındığını söyledi.
Sayın Palandöken, sigortasız araç sayısındaki artışı sigorta fiyatlarının yükselmesine bağlamaktadır. Oysa bana göre sigortasızlığın temel nedeni, yüksek enflasyon sürecinde özellikle orta gelir grubunun satın alma gücünün ciddi ölçüde zayıflamış olmasıdır. Enflasyon, gelir dağılımını bozarak dar gelirli kesimleri daha fazla etkilemekte ve bireyleri zorunlu olmayan harcamaları kısmaya yöneltmektedir.
Bir sigorta ürününün fiyatında önceki döneme göre “aşırı artış” olup olmadığını değerlendirebilmek için öncelikle aşağıdaki temel göstergelere bakmak gerekir:
Ortalama Sigorta Fiyatı = Toplam Sigorta Primi / Toplam Araç Değeri
Ortalama Prim = Toplam Sigorta Primi / Toplam Araç Sayısı
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) ikinci oranı düzenli olarak yayımlamaktadır. Buna göre ortalama kasko primi, 2025 yılının ilk beş ayında 15.567 TL iken, 2026 yılının ilk beş ayında 18.758 TL’ye yükselmiştir. Bu da yaklaşık %20,5 oranında bir artış anlamına gelmektedir.
Yine TSB verilerine göre aynı dönemde;
• Poliçe adedi %3,65,
• Prim üretimi %24,90,
• Hasar dosya adedi %5,28,
• Ödenen hasar tutarı %38,27,
• Muallak hasar tutarı ise %53,32
oranında artmıştır.
Bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, kasko branşında şirketlerin hasar yükünün dosya başına yaklaşık %46 oranında arttığı anlaşılmaktadır.
Ortalama sigorta fiyatının araç değerine oranı ise daha sağlıklı bir değerlendirme imkânı sunmaktadır. Ancak prim belirlemede temel unsurlardan biri olsa bile, kasko sigortalarında araç değeri poliçede zorunlu bir unsur olarak yer almadığından, bu veriye toplu şekilde ulaşmak mümkün değildir. Ancak TSB şirketlerden fiyatlamada kullandıkları araç rayiç verilerini talep etmesi ile bu kritik oran da belirlenebilir.
Trafik sigortasında ise ortalama prim, 2025 yılının ilk beş ayında 8.684 TL iken, 2026 yılının ilk beş ayında 9.410 TL’ye yükselmiş, artış oranı yaklaşık %8,4 seviyesinde kalmıştır.
Aynı dönemde;
• Poliçe adedi %1,29,
• Prim üretimi %9,74,
• Hasar dosya adedi %0,94,
• Ödenen hasar tutarı %34,78,
• Muallak hasar tutarı %68,84
oranında artmıştır.
Bu veriler de trafik sigortasında şirketlerin hasar yükünün dosya başına yaklaşık %54 oranında yükseldiğini göstermektedir.
Fiyatların yüksek olup olmadığını değerlendirirken yalnızca geçmiş dönemlerle değil, uluslararası uygulamalarla da karşılaştırma yapmak gerekir. Ancak Avrupa ile yapılan karşılaştırmalarda dikkatli olunmalıdır. Zira Avrupa ülkelerinde zorunlu trafik sigortası limitleri çok daha yüksektir, bedeni zarar tazminatları daha öngörülebilirdir ve sahte hasar oranları daha düşüktür. Ayrıca birçok ülkede trafik ve kasko sigortaları birlikte pazarlanabilmektedir. Bu nedenle birebir karşılaştırma yapmak sağlıklı sonuç vermeyebilir.
Buna rağmen birçok Avrupa ülkesinde kasko primleri araç değerinin yaklaşık %2 ila %4’ü seviyesindedir.
Türkiye’de kasko sigortası bakımından sağlıklı ve kapsamlı araç değeri verileri bulunmamakla birlikte, Sahibinden.com-BETAM verilerine göre Mayıs 2026 itibarıyla ortalama araç değerinin yaklaşık 1.168.000 TL olduğu kabul edilirse, 18.758 TL’lik ortalama kasko primi araç değerinin yaklaşık %1,61’ine karşılık gelmektedir. Ancak ülkemizde kasko sigortasının daha çok yeni veya yüksek bedelli araçlarda yaptırıldığı, araç yaşı ilerledikçe kasko yaptırma oranının belirgin şekilde düştüğü, çok yaşlı ve düşük bedelli araçların ise büyük ölçüde kasko kapsamı dışında kaldığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, kasko yaptırılan araçların ortalama rayiç değerinin Sahibinden.com-BETAM verilerine ve genel araç parkı ortalamasından daha yüksek olduğu söylenebilir.
Bu çerçevede, kasko sigortalı araçların ortalama değerinin asgari 1,5 milyon TL olduğu varsayıldığında, 18.758 TL’lik ortalama prim araç değerinin yaklaşık %1,25’ine denk gelmektedir. Bu oran, birçok Avrupa ülkesinde görülen %2-4 seviyelerindeki kasko primi oranlarının da altında kalmaktadır. Elbette teminat kapsamları, hasar frekansı, yasal yapı ve pazar koşulları farklı olduğu için bu karşılaştırma tek başına kesin bir sonuç vermez; ancak Türkiye’deki kasko fiyatlarının sanıldığı kadar yüksek olmadığına işaret eden önemli bir gösterge niteliğindedir. Bu nedenle ben, Sayın Palandöken’in aksine kasko fiyatlarının genel olarak yüksek değil, aksine oldukça düşük seviyelerde olduğu kanaatindeyim.
Bunun başlıca nedenleri olarak;
• Sektör lideri ve önemli bir piyasa yapıcısı konumundaki Türkiye Sigorta A.Ş.’nin, hükümetin enflasyonla mücadele politikalarına paralel şekilde fiyatlarını görece düşük tutmasını,
• Bazı sigorta şirketlerinin ise pazar paylarını artırmak amacıyla agresif fiyatlama politikaları uygulamasını
görüyorum.
Nitekim trafik sigortasında sektörün bileşik rasyosu uzun süredir %100’ün oldukça üzerinde seyretmektedir. Kasko branşında ise yoğun rekabet nedeniyle teknik kârlılık ciddi şekilde baskı altındadır. Kanaatimce birçok şirketin kasko branşında marjı oldukça daralmış durumdadır.
Bu nedenle sigorta fiyatları yalnızca tüketici perspektifinden değil, sektörün sürdürülebilirliği açısından da değerlendirilmelidir.