Sigortacılık hem sermayedarlık hem de iş paylaşımı (reasürans) açısından uluslararası bir sektör olduğundan, uluslararası standartların en yoğun uygulanması gereken bir sektör olmalıdır. Ancak hem Kahramanmaraş depremlerinde hem de Kartalkaya Grand Kartal Otel yangınında görüldü ki, ülkemizdeki sigortacılık bu modern anlayışın çok gerisinde, günü kurtarmaya yönelik düşük standartlı lokal bir anlayışla yönetildiği ortaya çıkmıştır.
1) Otel yangınında, sigortacılığın yangın tedbirlerini aldırıcı fonksiyonu işlememiştir.
Sigortacılar, ticari sigortalarda risk analiz raporlarına göre hareket ederler. Normalde, bu raporlarda tespit edilen eksiklikler giderildikten sonra sigorta poliçesi düzenlenir. Çünkü işletmeler, sigortasız çalışmanın maliyetini ve risklerini iyi bildiklerinden, sigorta şirketlerinin talep ettiği güvenlik tedbirlerini yerine getirmeye özen gösterirler. Bu nedenle, sigorta süreci sadece bir poliçe düzenlemekten ibaret değil, aynı zamanda işletmelerin risk yönetimi açısından gerekli önlemleri almasını sağlayan bir mekanizmadır.
Ancak, kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, söz konusu otelin sigortalanması sırasında sigortacılığın teknik esaslarına (underwriting principles) aykırı hareket edildiği anlaşılmaktadır. Bu durum, risk değerlendirme sürecinin gerektiği gibi yürütülmediğini ve sigorta poliçesinin, olması gereken teknik kriterler göz ardı edilerek düzenlendiğini göstermektedir.
Diğer taraftan, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik’in 6. maddesinin altıncı fıkrasında: “Sigorta şirketleri, yangına karşı sigorta ettirme talebi aldıkları binalarda, tesislerde ve işletmelerde, bu Yönetmelik hükümlerine uyulup uyulmadığını kontrol etmek mecburiyetindedir” şeklinde bir hüküm de bulunuyor.
Aynı Yönetmeliğin 6. maddenin üçüncü fıkrasında ise, “Bu Yönetmelik hükümlerine uyulmaması sebebiyle meydana gelen yangın hasarlarından dolayı; a) Yapı inşasında yer alan yapı sahipleri, işveren ve işveren temsilcileri, b) Tasarımda, uygulamada ve denetimde görevli mimar ve mühendisler, c) Yapı denetimi kuruluşları, ç) Müteahhitler, imalatçılar ve danışmanları, kusurlarına göre sorumludur” ifadesiyle sorumlu olanlar sıralanmıştır. Bu durumda, sigorta şirketleri yangın hasarından sorumlular arasında sayılmamışken, yangın güvenliğine ilişkin kontrol yükümlülüğü öngörülmüştür. Özetle, iki fıkra arasında bir çelişki bulunmaktadır.
Yönetmeliğin amaç maddesinde: “çıkabilecek yangınların en aza indirilmesini ve herhangi bir şekilde çıkabilecek yangının can ve mal kaybını en aza indirerek söndürülmesini sağlamak üzere, yangın öncesinde ve sırasında alınacak tedbirlerin, organizasyonun, eğitimin ve denetimin usul ve esaslarını belirlemektir” denilmektedir.
Bu Yönetmeliğin amacının yangın güvenliğini sağlamak olduğu açıktır. Dolayısıyla, getirilen yükümlülük sigorta yapılmasını zorunlu kılmaktan ziyade, sigorta şirketlerine yangına karşı alınan tedbirleri kontrol etme sorumluluğu yüklemektedir. Ancak sigorta şirketlerine böyle bir denetim yükümlülüğü getirmek, ticari mantığa aykırı olduğu gibi, sigortacılığın uluslararası kabul görmüş evrensel prensipleriyle de örtüşmez. Sigorta, riskin transferini sağlayan bir mekanizmadır; denetim ve güvenlik tedbirlerinin uygulanması ise esasen işletmelerin ve kamu otoritelerinin sorumluluğundadır.
2) Vefat Edenlerin Yakınlarına Ödenecek Tazminatlar ve Sigorta Teminatlarının Yeterliliği Konusu
Yangın sigortası, yangın teminatının yanı sıra farklı sigorta türlerini de kapsar.
Özellikle vefat edenlerin yakınları için:
-İşveren Mali Mesuliyet Sigortası: Otel çalışanlarının vefatı nedeniyle yaralanması, ölmesi veya sağlığının bozulması ile mallarında meydana gelen maddi zararlarda otel sahiplerinin sorumluluğunu poliçede belirtilen sigorta teminat limitine kadar kapsar.
-3. Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası: Otel konuklarının yaralanması, ölmesi veya sağlığının bozulması ile mallarında meydana gelen maddi zararlarda otel sahiplerinin sorumluluğunu poliçede belirtilen sigorta teminat limitine kadar kapsar.
Vefat tazminat tutarı, vefat eden kişilerin yüksek gelirli olması durumunda daha da artar. Çünkü tazminat hesaplamalarında, vefat eden kişinin gelir seviyesi, yaşı ve destekten mahrum kalan kişilerin (eş, çocuk, ebeveyn vb.) yakınlık dereceleri ile yaşları doğrudan etkili olur. Bu faktörler, tazminat tutarının belirlenmesinde kritik bir rol oynar.
Ancak asıl kritik sorun, söz konusu mali mesuliyet sigortaları kapsamında ödenecek tazminatlarda poliçede yer alan kişi başına, olay başına ve yıllık teminat limitlerinin yeterliliği. Ölenlerin yüksek eğitimli ve gelirli kişiler olması, teminat tutarlarının yetersiz kalma ihtimalini artırıyor. Bu durumda, sigorta şirketince ödenmeyen tazminatların otel sahiplerinden tahsil edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, ölenlerin yakınlarının hakları açısından tazminat alacaklılarından birkaçının mahkemeye başvurarak otel sahiplerinin sigorta tazminat alacaklarına ve malvarlıklarına ivedilikle ihtiyati tedbir talep etmeleri gerekiyor.
Sonuç
Bu yangında sigorta teminatlarının tüm zararları karşılamaya yetmeyeceği açık. Bu durum, hayatını kaybedenlerin yakınlarının mağdur olmasına ve tazminat süreçlerinde ciddi sıkıntılar yaşanmasına yol açacaktır. Bu nedenle, insanların zarar görebileceği toplu yaşam alanlarında (otel, lokanta, sinema vb.) sınırsız teminatlı 3. şahıs mali mesuliyet sigortası yaptırma zorunluluğu getirilmesi artık kaçınılmaz hale gelmiştir.
