Sigorta sektöründe önemli sorunlardan biri de, destek hizmetleri alanında yaşanmaktadır. Bu sorunların çözümü için 2015 yılında Destek Hizmetleri Yönetmeliği çıkartıldı. Ancak Danıştay Onuncu Dairesi’nin 17 Mayıs 2021 tarihli ve E.:2016/1892; K.:2021/2273 sayılı kararıyla, yönetmelikte yer alan şu hüküm iptal edildi: “Destek hizmet sağlayıcıları, Kanunun 28. maddesi kapsamında SEDDK’nın denetim ve gözetimine tabidir. Destek hizmeti sağlayıcıları hakkında Kanunun 28. maddesinin sekizinci maddeleri kapsamında SEDDK tarafından gerekli işlemler yapılır.” Bu karar sonucunda, hizmetler SEDDK’nın denetiminden çıkartılmış ve Ticaret Bakanlığı’nın genel denetimine tabi hale getirilmiştir.
Bu durum sigorta şirketleri için büyük riskler barındırmaktadır. Şayet ki, destek hizmeti sağlayıcı firmalar mali sorun yaşarsa veya iflas ederse, sigorta şirketleri bu hizmetleri başka firmalar üzerinden sağlamak zorunda kalabilir ve bu da ciddi bir maliyete neden olabilir. Reasürans anlaşmaları ile sigorta şirketleri kendilerini sigortalarken sermaye yeterliliği mevzuatında, reasürörlere devredilen primler belirli ratinglere sahip olanlar daha düşük bir risk katsayısı ile, diğerleri ise daha yüksek risk katsayısı ile çarpılarak gerekli sermaye hesaplanmaktadır. Ancak destek hizmetleri için böyle bir risk değerlendirmesi ya da sermaye yeterliliği şartları bulunmamaktadır. Bu, büyük bir eksikliktir!
Daha önemlisi, sigortacılıkta “destek” adıyla bir branş mevcuttur. Avrupa’da bu konunun nasıl düzenlendiğini tam olarak bilmiyorum, ancak destek hizmeti sağlayıcıları da sigorta şirketleri gibi sigorta sektöründe faaliyet gösterebilmesi için SEDDK’dan ruhsat almaları gerekiyor mu? Yanılıyor muyum?
İkinci konu, asistans hizmetleri üzerinden şirket kaynaklarının dışarı çıkartılması halen yapılmaktadır. Bu konuda yakında sektörde iş yapan asistans şirketleri masaya yatıracağım.
Öte yandan batan gri sigortada bir asistans firması üzerinden şirketten kaynak çıkartıldığı iddia edilmektedir, aynı zamanda bu firma sigortalılardan perte ayrılan araçlarına ilişkin satış vekaleti toplayarak sovtaj bedellerinin ödemediği de bilinmektedir. Bir buçuk yıldır 100 yakın vatandaş mağdur ediliyor, ama henüz sorun çözülmedi. Bundan sonra bu alanda daha büyüğü yaşanmayacağına kim garanti verebilir.
Üçüncü konu, bazı acentelerin müşterilerine yönelik kendi asistans şirketlerini kurdukları söyleniyor. Bu doğru ise, kontrolsüz ve denetimsiz bir ortam oluşmasına neden olur.
