1) Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES)
TES’in Konumu ve Kapsamı
TES, mevcut Otomatik Katılım Sistemi’nin (OKS) yerine geçmek üzere tasarlanmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu’na bağlı zorunlu emeklilikten bağımsızdır ve yalnızca SSK ve Emekli Sandığı’na tabi aktif çalışanları kapsamaktadır; Bağ-Kur’lular sistem dışında bırakılmıştır.
Sistemde herhangi bir maaş taahhüdü bulunmamaktadır. Emeklilikte sağlanacak ek gelir; çalışan ve işveren katkıları ile devletin %30 oranındaki katkısının, bunların yatırım getirileriyle birlikte oluşturduğu birikime bağlı olacaktır. Dolayısıyla, elde edilecek aylık ilave maaş sabit değil, performansa dayalıdır.
Düzenlemenin 2026 yılının ikinci çeyreğinde yürürlüğe girmesi planlanmaktadır.
Mevcut BES ile İlişkisi ve Devlet Katkısı
TES’in devreye girmesi, mevcut gönüllü BES’i ortadan kaldırmayacaktır. Bireyler, gönüllü BES’ten %30 devlet katkısını almaya devam edeceklerdir. Dolayısıyla, TES ve gönüllü BES’in paralel şekilde işlemesi söz konusudur. Bugünkü uygulamada bir kişi hem OKS hem BES üzerinden azami devlet katkısı elde edebilmektedir; aynı uygulamanın TES için de geçerli olacağı anlaşılmaktadır.
İşveren Katkısı
Mevcut OKS’de yalnızca çalışanın ücretinden %3 kesinti yapılırken, TES ile birlikte işveren katkısı da zorunlu hale gelecektir. Ancak mevcut ekonomik koşullarda işverenlerin bu ek maliyeti üstlenmesi kolay görünmemektedir. Bu nedenle iki olasılık gündeme gelmektedir:
-Devletin işverenin mevcut yüklerinden (örneğin işsizlik sigortası primi) bir kısmını TES’e yönlendirmesi,
-TES’in yürürlük tarihinin (2028 gibi) ertelenmesi.
Türkiye Sigorta Birliği ve sektör temsilcileri, işveren katkısının düşük bir oranla (%0,5 gibi) başlatılmasını ve kademeli olarak %3 seviyesine çıkarılmasını önermektedir. Bu yaklaşım, uygulanabilirliği açısından gerçekçi görünmektedir.
Sistemden Ayrılma Hakkı
OKS’de ilk günden itibaren çıkış mümkünken, TES’te sistemden çıkışın yalnızca SGK emekliliği ile mümkün olacağı öngörülmektedir. Bazı kaynaklar 60 yaş şartını, bazıları en az 10 yıl kalma zorunluluğunu işaret etmektedir. En güçlü senaryo, SGK emekliliği gerçekleşinceye kadar sistemde kalma zorunluluğudur. Bu durumda, mevcut OKS katılımcılarının kazanılmış haklarının (devlet katkısı dahil) korunması gerekmektedir.
Kıdem Tazminatı ile İlişkisi
TES’in kıdem tazminatına doğrudan bir etkisi bulunmamaktadır. Mevcut düzenleme çalışmalarında böyle bir bağlantı öngörülmemektedir. Ayrıca işçi sendikalarının kıdem tazminatını zayıflatacak herhangi bir düzenlemeye izin vermesi olası görünmemektedir.
2) Standart Fon
Katılımcıların fon tercihi yapmadığı durumlarda birikimler, devletin belirlediği standart fonlarda değerlendiriliyor. Ancak bu fonlarda bireysel çıkarlar yerine zaman zaman genel ekonomik dengeler (özellikle son 5 yılda) gözetildiği için defalarca eleştirmiş idim.
OVP’de, standart fonların katılımcıların birikimlerine daha fazla katma değer sağlayacak şekilde yeniden tasarlanacağı belirtiliyor. Bu, yapılan eleştirilere bir cevap niteliğinde.
3) Kısmi Ayrılma
BES’ten kısmi ödeme alınabilecek durumların kapsamı genişletilecek. Bedelli askerlik ve hac ibadeti gibi alanların da kapsama alınması öngörülüyor.
Ancak kısmi ayrılma için sürekli “acil ihtiyaç halleri” belirlenmesi hem subjektif hem de gereksiz bir yaklaşım. Üstelik, sözleşme bazında ayrılma hakkı tanınmışken kısmi ödeme hakkı verilmemesi ciddi bir çelişki.
Bana göre, sistemde güven unsuru güçlenirse BES havuzu büyür. Eğer bugün BES’te tam veya kısmi çıkış yapanlara yeniden girişte kazanılmış süre hakları tanınırsa, sistemden ayrılacakların oranı %10’u geçmez. Tamamen ayrılanlar, çıktıkları paraya (örneğin 5.000.000 TL) ilişkin ileriye dönük haklarını kaybedecek. Ancak yeniden giriş yaptıklarında yatırdıkları yeni tutara (örneğin 100.000 TL) çıkıştaki hak edilmiş süre (örneğin 1.825 gün) tanınırsa, ayrılanların %90’ı geri dönebilir. Zaten kısmi çıkış yapanlar sistemde katkı yapmaya devam edecektir.
Bu yaklaşımda devletin zararı olmaz, aksine avantajı olur. Örneğin, 5 yıl dolduktan sonra katılımcı %15 hak edişle ayrıldığında aslında %35 hak edişe yalnızca bir yıl kalmıştır. Bu durumda katılımcının iki yıllık kazanım heba olur. Ayrıca katılımcı, çıkardığı paranın (örneğin 5.000.000 TL) emeklilik döneminde %85’lik devlet katkısını da kaybeder.
Sonuç olarak, katılımcı ihtiyaç duyduğunda güvenle sistemden ayrılabilirken, kazanılmış hakların korunması güveni pekiştirir ve yeni girişleri artırır. Bugün çıkanlara hak ettikleri kazanılmış süreyi verirsek, milyonlarca kişi sisteme geri dönebilir ve BES havuzu önemli ölçüde genişler. Bu görüşüm herhangi bir etki analizine dayanmıyor; farklı fikirler veya yapılmış analizler ışığında değişebilir. Ancak kısmi çıkışta koşulsuz ayrılma görüşüm değişmez. Çünkü zaten sözleşme bazında ayrılma yapılan bir sistemde bu uygulama bana saçma geliyor.
Örneğin, bir katılımcı girişte 10 sözleşme yapmışsa, 6 yıl sonra paraya ihtiyaç duyduğunda bazı sözleşmelerinden (9 tanesinden ayrılıp, en düşük birkimli sözleşme ile devam edebilir) devlet katkısının %35’ini hak ederek çıkabilir. Ama tek sözleşmesi olan bir katılımcı, aynı durumda şartları (evlilik, konut, eğitim, doğal afet) taşımıyorsa kısmen ayrılamaz. Ya başka kaynaklardan finans bulup BES’te kalmaya devam edecek ya da tamamen çıkmak zorunda kalacaktır. Bu, aynı zamanda Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı bir durumdur.
4) OKS Fonları
OKS fonlarının düşük getirisi uzun süredir eleştiriliyordu. Yeni düzenlemeyle, BEFAS üzerinden OKS katılımcılarına BES fonlarına erişim imkânı tanınacak. Böylece daha geniş yatırım seçenekleri mümkün olacak.
5) BES Kesintileri
BES’te kesintiler son derece karmaşık bir yapıya sahip. OVP’de bu alanda sadeleştirme yapılacağı ifade ediliyor. Bu adım, katılımcıların sistemi daha iyi anlaması açısından oldukça olumlu.
6) Üniversitelilere BES
25 yaş altı üniversite öğrencilerinin BES’e katılımlarını ve sistemde kalmalarını teşvik edici uygulamalar getirilecek.
Burada soru şu: 18 yaş altı BES uygulamasında hiçbir ek teşvik yokken ve çocukların 56 yaşına kadar beklemesi öngörülmüşken, üniversite gençlerine ne getirilecek? Üniversitelere avantaj sağlanırken ilkokul, ortaokul ve lise çağındaki gençler dışarıda mı kalacak?
7) Yatırım Fonlu Hayat Sigortası
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) önerisiyle gündeme gelen bu ürün için ben de muhasebe yönünden TSB’ye mütalaa vermiştim. Bazı şirketler hâlihazırda benzer ürünleri “yaşam teminatlı hayat sigortası” adıyla satıyor. Ancak kamunun bu konuda tavrı hâlâ belirsiz olduğunu yazmış idim.
Yeni modelde, ödenen primlerden üretim giderleri payı (BES’teki giriş aidatı ve yönetim gideri gibi) düşüldükten sonra kalan tutar bir yatırım fonuna yönlendirilecek. Eğer gelir vergisi ödüyorsanız, ödediğiniz primleri gider yazabileceksiniz. Fon getirileri ise şirketin yönetim ücreti kesintisi (BES’teki Toplam Fon Gider Kesintisi gibi) sonrası birikimlere eklenecek.
Özetle, 2012 öncesi BES’teki “gelir vergisinden gider yazma hakkı” ve “devlet desteksiz fon sistemi” geri geliyor denebilir. Özellikle çalışanlar BES yerine (devlet katkıların getiri performansı düşüklüğü ve 10 yıl + 56 yaşına bağlı olması) bu ürüne yönelebilirler. Bunlardan biri de ben olabilirim.
8) Zorunlu Afet Sigortası
Tüm afetleri kapsayacak bir sigorta sistemine yönelik süreçlerin tamamlanacağı belirtiliyor. Ancak takvim açıklanmış değil. Acaba bu durum bir unutkanlıktan mı kaynaklanıyor, yoksa uygulamadan vaz mı geçildi?
Benim şüphem şu: Deprem dışındaki afetlerin sigortalanabilirliği tartışmalı. Bu nedenle, ürünün piyasada tutunması zor görünüyor.
9) Tarım Sigortaları
Tarım sigortası olmayan üreticilerin sisteme dâhil edilmesi ve yeni ürünler geliştirilmesi suretiyle sigortalılık oranlarının artırılması hedefleniyor.
Devlet destekli tarım sigortalarında istenen başarı elde edilemedi. En büyük sorun, pazarlama zayıflığı. Zira prim tahsil edilmeme riskinin sigorta şirketlerinin sırtında olması, bu alanı cazip olmaktan uzaklaştırıyor. Bakalım bu konuda nasıl adımlar atılacak.
10) Mevzuat İyileştirmesi ve Dijital Sigortacılık
Sigortacılık mevzuatında iyileştirmeler yapılarak piyasa disiplininin, dayanıklılığın ve güven ortamının sürdürülmesi hedefleniyor.
Aslında Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) ve Sigortacılık Kanunu’nun baştan yazılması gerekiyor. Ancak mevcut mevzuat çıkarılma yöntemi (kapalı süreçler, sadece sektör temsilcilerine açık toplantılar, pratik saha deneyimi olmayan akademisyenlerin sürece dahil edilmesi) ile yapılacak bir çalışmadan umutlu değilim.
Ayrıca sigortacılık ve özel emeklilik sektörlerinde dijital sigortacılık ve insurtech uygulamalarına yönelik mevzuat altyapısı da oluşturulacak.
11) Katılım Sigortacılığı ve Emekliliği
Katılım sigortacılığı mevzuat altyapısı geliştirilecek, katılım sigortacılığının ve katılım emeklilik planlarının kapsayıcılığı artırılacak.
