Giriş
Motorlu araç işletilmesinden doğan hukuki sorumluluğun teminat altına alınması amacıyla düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS), Türkiye’de sınırlı teminat yapısı nedeniyle, özellikle yüksek meblağlı maddi hasarlı kazalarda zarar görenlerin tam olarak korunmasını sağlayamamaktadır. Buna karşılık İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMMS), hem TBK nın umum hükümler kapsamındaki zararlar hem de ZMMS’nin teminat limitlerini aşan zararları karşılamak üzere öngörülmüş tamamlayıcı bir sigorta türü olmasına rağmen, uygulamada yeterince etkin kullanılmamaktadır.
Son dönemde, bazı avukatların onarım bedeli ve değer kaybı taleplerine ilişkin vekâletnamelere dayanarak, araç mahrumiyeti ve kazanç kaybı taleplerinde bulundukları ileri sürülmektedir. Dolaylı zararların, aksi yöndeki görüşlere rağmen, 2021 yılında yapılan yasal değişiklikle trafik sigortası teminatı dışında bırakılması, bu tür uygulamaların ortaya çıkmasını ve yaygınlaşmasını kaçınılmaz hâle getirmiştir. Bu çerçevede, zarar verene doğrudan ulaşılmak suretiyle, “15.000 TL ödeme yapılmaması hâlinde dava açılacağı, faiz ve vekâlet ücretleriyle birlikte çok daha yüksek meblağlarla karşı karşıya kalınacağı” yönünde talepler iletildiği bilinmektedir.
İcraya konulması hâlinde UYAP kayıtlarında görünür hâle gelecek bu taleplerin, dava ve icra tehdidi yoluyla tahsil edilmeye çalışılması ve çoğu zaman hak sahibinden gizlenmesi, söz konusu uygulamaların etik ve hukuki açıdan tartışmalı bir nitelik taşıdığı izlenimini vermektedir. Bu noktada, anılan zarar kalemlerinin İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMMS) kapsamında bulunup bulunmadığı da ayrıca tartışılmaktadır.
Bunun yanında, uygulamada değer kaybı zararlarını tamamen hariç tutan ya da maddi teminatı belirli bir oran veya tutarla sınırlayan İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMMS) poliçelerine de rastlanmaktadır. Bu tür uygulamalar, hem İMMS’nin zorunlu mali sorumluluk sigortasını tamamlayıcı niteliğiyle bağdaşıp bağdaşmadığı yönünden hem de sigortacılığa güven azalttığı yönünden tartışmaktadır.
Bu çalışma; dolaylı zararların ve değer kaybı zararlarının, İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında yer alıp almadığının mevzuat, genel şartlar ve yargı kararları ışığında incelenmesini amaçlamaktadır.
2. Sigorta Teminat Yapısına İlişkin Genel Çerçeve
İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası’nın (İMMS) kapsamının doğru biçimde değerlendirilebilmesi için, sigorta hukukunda genel kabul gören teminat yapısının esas alınması gerekmektedir. Nitekim sigorta branşlarının tamamında teminat yapısı üçlü bir ayrım üzerinden şekillenmektedir:
• Ana teminatlar (sigorta kapsamı)
• Ek sözleşme ile teminat kapsamına dâhil edilebilecek zararlar
• Teminat dışında bırakılan zararlar
Bu yapı, sigorta sözleşmelerinin temel sistematiğini oluşturmaktadır. Kural olarak, ana teminatların sigorta kapsamı dışına çıkarılması mümkün değildir. Türk sigorta uygulamasında bu kurala tanınan istisna, yalnızca Kasko Sigortası Genel Şartları’nda öngörülen “dar kasko” kapsamında bazı ana teminatların hariç bırakılması öngörülmüştür. Ancak bu istisna dahi, genel şartlarda açıkça tanımlanmıştır.
Dolayısıyla, bir rizikonun Genel Şartlarda ana teminat kapsamında sayılması hâlinde, bunun poliçelerde teminat dışı olarak değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir. Teminat dışı hâller ve ek teminatla kapsama alınabilecek haller ise genel şartlarda açıkça ve sınırlı olarak sayılmak zorundadır. Nitekim 5684 sayılı Kanunun 11/4. maddesinde de “Sigorta sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış riskler açıkça belirtilir. Belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayılır.” hükmü gereği teminat dışı sayılmayan hususların teminat dahilinde olması gerekmektedir.
3. Karayolları Trafik Kanunu’nda İMMS’ye Uygulanan Hükümler
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 100. maddesi, ihtiyari mali sorumluluk sigortasına uygulanacak hükümleri açıkça düzenlemiştir. Buna göre, Kanun’un;
95.maddesi (sorumluluğun kaldırılması veya azaltılması),
97.maddesi (doğrudan doğruya talep ve dava hakkı),
109.maddesi (zamanaşımı),
İMMS bakımından da uygulanacaktır.
Dikkat edilmesi gereken husus, zorunlu mali sorumluluk sigortasında teminat dışı hâlleri düzenleyen 92. maddenin, İMMS’ye uygulanacak hükümler arasında sayılmamış olmasıdır. Bu durum, özellikle dolaylı zararların İMMS kapsamı bakımından otomatik olarak teminat dışı kabul edilip edilemeyeceği tartışmasını gündeme getirmektedir.
4. Trafik Sigortasında Teminat Dışı Hâller ve İMMS’ye Etkisi
KTK m. 92 uyarınca zorunlu mali sorumluluk sigortası bakımından teminat dışında bırakılan zararlar arasında;
• Manevi tazminat talepleri,
• Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar
yer almaktadır. Ancak burada önemli bir tarihsel ayrım mevcuttur. Manevi tazminat, Kanun’un ilk hâlinden itibaren teminat dışı iken; dolaylı zararlar ancak 2021 yılında Kanun’a eklenmiştir.
Bilindiği üzere, İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMMS) Genel Şartlarında en son kapsamlı değişiklik 2005 yılında yapılmıştır. Buna karşılık, zorunlu trafik sigortasında 2021 yılında gerçekleştirilen ve dolaylı zararları açıkça teminat dışı bırakan mevzuat değişikliği, İMMS Genel Şartlarına yansıtılmamıştır. Bu durum, trafik sigortası ile İMMS arasındaki teminat uyumu açısından uygulamada ciddi tereddütlere ve yorum farklılıklarına yol açmaktadır.
5. İMMS Genel Şartlarında Teminatın Kapsamı
İMMS kapsamı Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. Maddesinde belirlenmiştir:
“Sigortacı, işbu poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve Karayolları Trafik Kanunu’na ve Umumi Hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluğu ve bu poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin eder.”
Söz konusu Genel Şartlar maddesinde özellikle “ve” bağlacının kullanılması dikkat çekicidir. Kanun koyucu bu bağlaç ile, bir zararın İMMS kapsamında sayılabilmesi için aşağıdaki şartları taşınması aramıştır:
1. Zararın aracın kullanılmasından doğması,
2. Karayolları Trafik Kanunu ve umumi hükümlere göre işletene yüklenebilir hukuki sorumluluğu olması,
gerekmektedir.
Dikkat edildiğinde, teminat kapsamının yalnızca Karayolları Trafik Kanunu’ndan değil, aynı zamanda umumi hükümlerden doğan hukuki sorumluluklardan da oluştuğu görülmektedir. Bu itibarla, umumi hükümler kapsamında ortaya çıkan zararların da İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMMS) teminatı içinde değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Nitekim 2918 sayılı Kanun’un 100. maddesinde, İMMS’ye uygulanacak hükümler sayılırken, teminat dışı hâlleri düzenleyen 92. maddenin bu kapsamda yer almamış olması da bu yaklaşımı teyit etmektedir. Başka bir ifadeyle kanun koyucu, işletenlerin araç kullanımından doğan ancak trafik sigortası kapsamında yer almayan hukuki sorumluluklarını da teminat altına alabilecekleri isteğe bağlı bir sigorta türü oluşturmayı amaçlamıştır. Kamu otoritesinin de bu amaca paralel olarak, İMMS Genel Şartlarını trafik sigortasına kıyasla daha geniş bir sorumluluk alanını kapsayacak şekilde düzenlediği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda konuya bakıldığında;
-Umum hükümler kapsamında olduğu halde başından beri trafik sigortasında teminat dışı bırakılan manevi tazminat talepleri, İMMS teminat kapsamında olmadığı açıktır. Nitekim İMMS Genel Şartlarında manevi tazminat talepleri ek sözleşme yapılmak suretiyle teminat kapsamına dâhil edilebileceği öngörülmüştür. Bu talepler, Trafik Sigortası kapsamında yer almadığından, trafik sigortasının varlığına ve teminatlarına bağlı olmaksızın, İMMS poliçesinde ek teminat olarak dahil edilmesi halinde belirlenen teminat limitleri dâhilinde hüküm ifade etmektedir.
-Dolaylı zararlar, İMMS Genel Şartlarında ne ek sözleşme ile teminat kapsamına alınabilecek zararlar arasında ne de açıkça teminat dışı hâller arasında sayılmıştır. Bu nedenle, dolaylı zararların trafik sigortası teminatı kapsamında yer almamasına rağmen, trafik sigortası ile İMMS arasındaki ayrışmanın 2021 yılında yapılan mevzuat değişikliğiyle yalnızca trafik sigortası yönünden düzenlenmiş olması, buna paralel bir değişikliğin İMMS Genel Şartlarında yapılmamış bulunması karşısında, dolaylı zararların İMMS teminatı kapsamında olduğunun kabul edilmesi gerektiği kanaati ağır basmaktadır.
Buna ilaveten dolaylı zararların “umumi hükümlere göre işletene yüklenebilir hukuki sorumluluk” çerçevesinde İMMS teminatı kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin de netleştirilmesini gerekli kılmaktadır.
6. “Umumi Hükümler” Kavramı ve Dolaylı Zararlar
İMMS Genel Şartları’nda yer alan “umumi hükümler” ifadesinden anlaşılması gereken, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümleridir. Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 06.04.2017 tarihli ve 2016/15789 E., 2017/3819 K. sayılı kararında da bu husus açıkça ifade edilmiştir.
“2918 sayılı KTK’nun 87/1 maddesinde “yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk genel hükümlere tabidir.” düzenlemesine yer verilmiş; aracın hatır için verildiği ya da hatır için taşıma yapılan durumda oluşacak zararlarla ilgili değerlendirmenin genel hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Anılan kanun hükmünün atıf yaptığı genel hükümler, Türk Borçlar Kanunu’nun sorumluluğa dair hükümleri olup, böylesi durumda 6098 sayılı TBK’nın 52. Madde uygulama alanı bulacaktır.”
Türk Borçlar Kanunu’nun 49 ve devamı maddeleri kapsamında, dolaylı zararlar da tazmin edilebilir zarar kalemleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle, “umumi hükümler” çerçevesinde dolaylı zararların varlığı tartışmasızdır.
7. İdarenin Görüşü: SEDDK (Hazine Müsteşarlığı) Yazısı
SEDDK’nın (eski Hazine Müsteşarlığı) Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğine hitaben yazmış olduğu 21.08.2006 tarihli ve 2006/44363 sayılı yazısında;
“… sigortalının umum hükümler çerçevesindeki bir hukuki sorumluluğun doğması halinde zarar tutarının Trafik Sigortası poliçesi limitlerinin aşılıp aşılmadığına bakılmaksızın İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinden ödenmesi gerektiği,
… umumi hükümler kapsamında motorlu aracın kullanılmasından doğan ve Trafik Sigortası kapsamında teminat verilmeyen hasarlara, bu sigorta hadleriyle ilişkilendirilmesi doğru bulunmamaktadır. Kaldı ki, bu tür bir uygulamaya gidilmesi durumunda umumi hükümler kapsamında gerçekleşen hasarlardan Trafik Sigortası hadlerini aşmayanların İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası’ndan karşılanması durumu ortaya çıkacaktır ki, bu da risklerini belli bir prim karşılığı sigorta ettiren kişilerin riskin gerçekleşmesi durumunda, sigorta sözleşmesinden doğan hak ve alacaklarının teminat altına alınmamış olması sonucunu doğuracaktır. Bu itibarla, aracın kullanılmasından doğan ve umumi hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluk İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında Trafik Sigortası hadleriyle ilişkilendirilmeksizin temin edilmelidir.”
Söz konusu yazıda;
• Umumi hükümler kapsamında doğan hukuki sorumlulukların,
• Trafik sigortası limitleri ile ilişkilendirilmeksizin,
• İMMS poliçesinden karşılanması gerektiği
açıkça belirtilmiştir.
Bu idari görüş doğrultusunda, dolaylı zararların trafik sigortası limitleri ile ilişkilendirilmeksizin İMMS kapsamında olduğu yönünde ciddi bir normatif dayanak bulunmaktadır.
8. Yargı Kararları
Dolaylı zararlar konusunda, Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri ile Sigorta Tahkim Komisyonu kararları birlikte değerlendirildiğinde, henüz yerleşik ve istikrarlı bir görüş birliğinin oluşmadığı görülmektedir.
Yargıtay 17. Daire’nin bir kararında (Esas No: 2016/15972, Karar No: 2017/8865, K. Tarihi: 10.10.2017) ihtiyari mali mesuliyet sigortasında, ikame araç bedelinin sigortacı sorumluluğunda olmadığı belirtilmiştir. Aynı şekilde İstanbul BAM 8. H.D. 26.04.2018 tarih 2017/809 E., 2018/450 K. sayılı kararında “… aracın tamir süresince kullanılmamasından kaynaklanan kazanç kaybının (araç mahrumiyeti zararı) gerçek (doğrudan) zarar kapsamında olmayıp, dolaylı zararlardan bulunması nedeniyle trafik sigortası teminatı kapsamında olmadığının belirgin olmasına, İMM sigortası kapsamında olabilmesi içinde sigorta poliçesinin teminatlar arasında sayılması gerektiği” ifadesine yer verilerek kazanç kaybının İMM teminatından ödenebilmesi için poliçede buna ilişkin teminat bulunduğunun açıkça belirtilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
Sigorta Tahkim ve İtiraz Hakem kararlarının büyük çoğunluğu, yukarıda değinilen Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarıyla uyumlu bir çizgide seyretmektedir. Bununla birlikte, istisnai nitelikte olmak üzere, bu yaklaşımın aksine sonuçlara ulaşan kararlar da mevcuttur. Buna ilişkin iki örnek aşağıda sunulmuştur.
1) Sigorta Tahkim Komisyonu 12/09/2019 – 2019.E.80900 sayılı Başvuru, 28/11/2019 – K-2019/97719 Karar gerekçesinde “Anılan Genel Şartların Teminat dışı halleri düzenleyen 3. maddesinde “araç yoksunluğundan kaynaklanan zararlar” biçiminde bir düzenleme bulunmamakta olup, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11/4. maddesinde de “Sigorta sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış riskler açıkça belirtilir. Belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayılır.” hükmü; ayrıca, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı’nın Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğine göndermiş olduğu 21.08.2006 tarih ve 2006/44363 sayılı sektör duyurusunda “…sigortalının umumi hükümler çerçevesindeki bir hukuki sorumluluğun doğması halinde zarar tutarının Trafik Sigortası poliçesi limitlerinin aşılıp aşılmadığına bakılmaksızın İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinden ödenmesi gerektiği… umumi hükümler kapsamında motorlu aracın kullanılmasından doğan ve Trafik Sigortası kapsamında teminat verilmeyen hasarlara, bu sigorta hadleriyle ilişkilendirilmesi doğru bulunmamaktadır. Kaldı ki, bu tür bir uygulamaya gidilmesi durumunda umumi hükümler kapsamında gerçekleşen hasarlardan Trafik Sigortası hadlerini aşmayanların İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası’ndan karşılanmaması durumu ortaya çıkacaktır ki, bu da risklerini belli bir prim karşılığı sigorta ettiren kişilerin riskin gerçekleşmesi durumunda, sigorta sözleşmesinden doğan hak ve alacaklarının teminat altına alınmamış olması sonucunu doğuracaktır. Bu itibarla, aracın kullanılmasından doğan ve umumi hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluk İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında Trafik Sigortası hadleriyle ilişkilendirilmeksizin temin edilmelidir.” hükmü bulunmaktadır.
Anılan hükümlerden anlaşılacağı üzere Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasında “Umumi Hükümler” bağlamında ortaya çıkacak sorumlulukta bu sigorta teminatına başvurulabilmesi için Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortasının teminat limitinin dolmuş olması gerekmemektedir.
Ayrıca, Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesinde ve yukarıdaki sektör duyurusunda sözü geçen “Umumi Hükümler” söylemi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümleri olup, 6098 sayılı Kanunun 49. maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Öte yandan, “Zararın ve kusurun ispatı” başlığını taşıyan 6098 sayılı Kanun madde 50’de ise “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” hükmü bulunmaktadır.
Yukarıda yer verilen düzenlemeler bağlamında, başkasının haksız fiili ile onarım süresince aracından yoksun kalan kişinin bu nedenle ortaya çıkacak zararının Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası teminatı kapsamında karşılanması gerektiği ve bunun için Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortasının teminat limitinin dolmuş olmasının gerekmediği konularında kuşkuya yer bulunmamaktadır.”
2) Sigorta Hakem Heyeti’nin Karar ve Sayısı: 30.03.2018 – K-2018/15373 “Dolayısı ile İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 1 maddesinde yer alan UMUMİ HÜKÜMLERİN 6098 sayılı TBK’nın sorumluluğa ilişkin hükümleri olup TBK’nın 49.maddesi (Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür) ve İMMS poliçesi genel şartları uyarınca başvuru sahibinin dava konusu kaza nedeniyle uğramış olduğu kazanç kaybından aleyhine başvuru yapılan .. Sigorta AŞ poliçe limitleri dahilinde sorumludur.”
Sonuçta, Yargıtay’ın bazı kararlarında, ikame araç bedeli ve kazanç kaybı gibi dolaylı zararların İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMMS) kapsamında olmadığı kabul edilirken; Sigorta Tahkim Komisyonu’nun bazı kararlarında ise Türk Borçlar Kanunu hükümleri ile İMMS Genel Şartları birlikte değerlendirilerek, bu tür zararların teminat kapsamında olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durum, uygulamada hem sigortalılar hem de zarar görenler açısından ciddi bir öngörülemezlik yaratmaktadır.
Kanaatimce, hem İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarında teminat dışı hallerde sayılmaması hem de Genel Şartların 1. maddesinde yer alan “umumi hükümler” kavramının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun sorumluluğa ilişkin hükümlerini ifade ettiği; bu kapsamda TBK m. 49 uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı fiil nedeniyle uğranılan dolaylı zararların, trafik sigortası teminat limitlerine bağlı olmaksızın, İMMS poliçesinde öngörülen teminat limitleri dâhilinde sigortacının sorumluluğu kapsamında bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim yukarıda örnek olarak verilen Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında, İMMS Genel Şartlarında yer alan “umumi hükümler” ibaresinin, işletene yüklenebilecek hukuki sorumluluğu hangi gerekçeyle ve hangi kapsamda düzenlediği açıklanmamış olup; bu yönüyle söz konusu kararların kanaatimce isabetli olmadığı değerlendirilmektedir..
9. İMMS Kapsamının Trafik Sigortası Kapsamıyla Uyumluluğu
Daha öncede anlatıldığı üzere kural olarak, ana teminatların sigorta kapsamı dışına çıkarılması mümkün değildir. Bu kapsamda trafik sigortası teminatlarını aşan zararlar açısından İMMS kapsamı, belirlenen teminat tutarları ile sınırlı olmak kaydıyla, Trafik Sigortası kapsamıyla aynı olmalıdır. Başka bir deyişle maddi teminat dışarıda bırakılamaz, ayrıca değer kaybı ve onarım bedeli şeklinde bölünemez. Zira İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMMS) genel şartları, diğer sigorta genel şartları gibi sigorta kapsamını açıkça belirlemiş olup; bu kapsam, umum hükümler çerçevesinde oluşan zararları ve trafik sigortasının teminatını aşan zararları kapsar. Genel Şart sadece taraflara teminat tutarı konusunda serbestçe belirleme yapma hakkı tanınmıştır. Ayrıca diğer sigorta genel şartlarında olduğu gibi, kapsamın daraltılması sigortalı aleyhine özel şartlarla mümkün değildir.
Nitekim bu görüşüme yönelik birçok hakem kararı da bulunmaktadır. Eski Sigorta Denetleme Kurulu Başkanı ve İtiraz Hakemi Arif Hikmet Cesur’un 6.12.2024 tarihinde Sigorta Hakemleri Derneği Sempozyumundaki Sunumunda “Sigorta şirketleri, SEDDK tarafından belirlenen Genel Şartlara uygun sözleşme düzenlemek zorundadırlar (5684 sayılı Kanun Madde 11/1). İMSS Genel Şartlarında, ek sözleşme ile teminat kapsamına alınabilecek zararlar ile teminat dışında kalan riskler sayma usulü ile belirlenmiştir (Genel Şartlar Md. 3). Sigorta şirketleri tarafından konulacak özel şartların Genel Şartlara aykırı olmaması gerekir (Genel Şartlar Md. 18). Değer kaybı taleplerinin teminat dışı olduğuna dair poliçeye özel şart konulması, Genel Şartların 3. maddesinde belirtilen Teminat Dışı Halleri sigorta ettiren/sigortalı aleyhine genişletmekte/değiştirmektedir. Dolayısıyla bu durum Genel Şartların 18. maddesine aykırıdır ve geçersizdir.” şeklinde değerlemesi ile değer kaybının İMMS kapsamı dışında bırakılamayacağını ifade etmiştir. Ayrıca TTK 1452. Maddesi gereği sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine özel şart eklenemez.
Buna göre İMMS teminat tablosunda; Trafik Sigorta Teminatlarını Aşan Zararlar ve Umumi Hükümler Kapsamında Doğan Zararlar birlikte verilmektedir. Dolayısıyla İMMS poliçeleri her iki tür zararları karşılamak için kombine (birleşik) veya ayrı ayrı teminat verilmesi gerekmektedir.
- Maddi Teminatı
- Sağlık Tedavi Giderleri Teminatı
- Bedeni (Sakatlık/Ölüm) Teminatı
10. İMMS Başvuru Koşulu
İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMMS) sigortacısına başvurulabilmesi için, zarar görenin öncelikle zorunlu trafik sigortası teminatını tamamen tüketmiş olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, İMMS sigortacısının sorumluluğu, trafik sigortasının yerine geçen veya onunla birlikte doğan bir sorumluluk değil; trafik sigortası teminatlarının yetersiz kalması hâlinde devreye giren tamamlayıcı ve sıralı (ikincil) bir sorumluluktur.
Bu nedenle, trafik sigortası teminatı henüz tamamen kullanılmadan doğrudan İMMS sigortacısına başvurulması hukuken mümkün değildir. Zarar görenin, öncelikle zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında talepte bulunması, bu teminatın tamamen tüketildiğinin açık ve somut şekilde ortaya konulması gerekir. Ancak bu aşamadan sonra, aşan zarar bakımından İMMS sigortacısına yönelmek mümkündür.
Nitekim Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da, İMMS’nin zorunlu trafik sigortasını tamamlayıcı nitelikte olduğu, trafik sigortası limitleri dolmadan İMMS sigortacısının sorumluluğunun doğmayacağı açıkça vurgulanmaktadır. Aşağıda yer verilen örnek Yargıtay kararı da bu ilkeye açık şekilde işaret etmektedir.
“…Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur.
Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir.
Somut olayda, davalı …Ş, kazaya neden olan aracın ihtiyari mali mesuliyet (İMSS) sigortacısı olup, olay tarihi itibariyle davalının, trafik sigortası limitini aşan kısımdan (ve temin ettiği İMSS poliçe limiti dahilinde sınırlı olarak) sorumlu olacağı açıktır.
Yukarıda izah edilen sıralı sorumluluk esasına göre, davalı ihtiyari mali mesuliyet sigortacısına, ancak zorunlu mali sorumluluk sigortası limitinin üzerinde bir zararın tespiti halinde, limitin üzerinde kalan kısım yönünden başvurulabileceği, başka bir anlatımla, davacıların uğradığı destek zararları kazaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında ise, bu aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğunun doğmayacağı gözetilerek; davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir…” (Yargıtay 17. HD T.19/02/2020, E.2019/3362, K.2020/1703)
Diğer taraftan, uygulamada zarar görenin tüm makul çabalarına rağmen trafik sigortası teminatının tüketilip tüketilmediğini öğrenemediği durumlarla da sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bu belirsizlik, özellikle aşağıdaki hâllerde ortaya çıkmaktadır:
• Onarım bedelinin, sigorta şirketi tarafından anlaşmalı servisler, anlaşmalı tedarikçiler veya doğrudan parça sağlayıcıları aracılığıyla karşılanması ve bu ödemelerin SBM (TRAMER) sistemine gecikmeli veya hatalı olarak yansıtılması hâlinde, toplamda ne kadar ödeme yapıldığının zarar gören tarafından tespit edilememesi,
• Çoklu kazalarda, aynı trafik sigortası teminatı kapsamında birden fazla zarar görenin bulunması durumunda, diğer hak sahiplerinin tazminat talepleri ve bu talepler kapsamında yapılan ödemeler hakkında zarar görenin bilgi sahibi olamaması.
Bu tür durumlarda, trafik sigortası teminatının fiilen tüketilip tüketilmediği net olarak ortaya konulamadığından, zarar görenin İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMMS) sigortacısına ne zaman ve hangi aşamada başvurabileceği hususu uygulamada ciddi tereddütlere yol açmaktadır. Bu belirsizlik, İMMS’nin tamamlayıcı ve sıralı sorumluluk yapısıyla bağdaşmadığı gibi, zarar görenin hem yüksek enflasyon döneminde ekonomik kaybına hem de hak arama özgürlüğünü de fiilen zorlaştırmaktadır.
“Somut olayda, asıl davada davalı Sompo Japan Sigorta AŞ, davacıya zarar veren aracın sadece ihtiyari mali mesuliyet (İMSS) sigortacısı olup, olay tarihi itibariyle bu davalının trafik sigortası limitini aşan kısımdan temin ettiği İMSS poliçe limiti dahilinde sınırlı olarak sorumlu olacağı açıktır. O halde, mahkemece, davacının dava konusu kazada yaralanan ve vefat eden başka birçok yolcu olduğu, bu nedenle maddi zararının tümünün trafik poliçesinden karşılanma ihtimalinin zayıf olduğuna yönündeki iddiaları karşısında dava konusu kazaya ilişkin zarara neden olan aracın kaza tarihini kapsayan trafik (SBN Sigorta AŞ) sigorta poliçesi kapsamında başka ödeme olup olmadığının ve limitinin tükenip tükenmediğinin belirlenmesi, ondan sonra trafik sigortası limitini aşan kısım olduğu takdirde yukarıda açıklanan ilkeler ışığında davalının sorumluluk limiti gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, sigorta şirketi vekilinin savunması göz ardı edilip eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” Yargıtay 17. HD T.08/05/2017, E.2014/25016, K.2017/5136
“Mahkemece, davalı …’in kullandığı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı olan Liberty Sigorta AŞ’ye, dava konusu kaza nedeniyle ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş, Liberty Sigorta AŞ, dava konusu kaza nedeniyle, davacılar vekiline vefatlar için 17/05/2001 tarihinde 5.000 TL, 29/05/2001 tarihinde 9.457,53 TL ödeme yapıldığını bildirmiş, ancak dosya fiziki olarak bulunmadığından hangi vefat için kime ne kadar ödeme yapıldığının tespit edilemediği belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece; kazaya karışan davalı …’in kullandığı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesini düzenleyen Liberty Sigorta AŞ tarafından düzenlenen trafik poliçe limitinin tamamının tükenip tükenmediği araştırılarak, poliçe limitinin tükenmiş olduğunun tespiti halinde davalı HDI Sigorta AŞ’nin sorumluluğuna hükmedilmesi, poliçe limitinin tükenmediğinin tespiti halinde … yönünden yeniden hesap yapılarak (davalı … Ş yönünden usuli kazanılmış haklar gözetilerek) Trafik poliçe limitini aşan bir zararın bulunup bulunmadığı belirlenerek, Trafik poliçe limitini aşan miktar varsa bu miktar üzerinden davalı HDI Sigorta AŞ’nin sorumlu tutulması, Trafik poliçe limitini aşan bir zarar yoksa davalı HDI Sigorta AŞ yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.” Yargıtay 4. HD T.19/09/2022, E.2021/18150, K.2022/10571
Sonuçta, somut olay bazında olaylar incelenmek kaydıyla trafik sigortası teminat limitinin aşıldığını açıkça ortaya koyan objektif ve somut delillerin bulunması hâlinde, teminatın fiilen tüketilmesinin ayrıca beklenmesine gerek olmaksızın İMMS sigortacısına doğrudan başvurulabileceği kanaatindeyim. Bu kapsamda; fatura, HATMER sistemi üzerinden atanmış eksper tarafından düzenlenen ekspertiz raporu veya benzeri nitelikte, zararın trafik sigortası teminat limitini aştığını gösteren belgelerin varlığı, bu kesinliğin sağlanması açısından yeterli kabul edilmelidir.
Bu durumda, zarar gören tarafından zorunlu trafik sigortacısı ile İMMS sigortacısına birlikte başvuruda bulunulması, hatta her iki sigortacıya karşı birlikte dava açılması veya Sigorta Tahkim Komisyonu’na müştereken başvurulması mümkündür. Aksi yöndeki bir yaklaşım, zarar görenin trafik sigortası kapsamında yapılacak ödemelerin fiilen tamamlanmasını beklemek zorunda bırakılması sonucunu doğuracak; bu da hem hak arama sürecini gereksiz yere uzatacak hem de İMMS’nin tamamlayıcı niteliğiyle bağdaşmayacaktır.
11. Zamanaşımı
2918 sayılı KTK.’nın 109. maddesine göre, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, İMMS kapsamındaki talepler için de geçerlidir.
• İMMS sigortacısına başvuru yapılabilmesi yalnızca ön başvuru şartıyla sınırlı değildir. Zarar görenin İMMS sigortacısına başvurabilmesi için, öncelikle trafik sigortası teminatının tamamen tüketilmiş olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, İMMS sigortacısının yükümlülüğü müteselsilen değil; sıralı bir şekilde doğmaktadır. Bu durum uygulamada ek prosedürler ve zaman kaybı yaratmakta, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde alınacak tazminatın alım gücünü ciddi şekilde aşındırmaktadır.
• Yargı uygulaması ve doktrinde, genellikle trafik sigortasında olduğu gibi İMMS için de zamanaşımının başlangıcı TTK nın 109. maddesi gereği “zararın ve tazmin yükümlüsünün öğrenildiği tarih” olarak kabul edilmektedir. Ancak İMMS bakımından, Kanun metninde geniş yorumla “öğrenme” kapsamına trafik sigortası teminatının tüketildiğinin öğrenilmesi de dâhil edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
12. Temerrüt Tarihinin Belirlenmesi ve Temerrüt Faizi
İMMS’nin kapsamını düzenleyen 2918 sayılı KTK’nın 100. Maddesi, trafik sigortaları için temerrüdü öngören 99.maddeyi kapsam dışında tuttuğu için, İMMS ilişkin sigorta şirketlerinin temerrüdüne ilişkin özel düzenleme burada bulunmamaktadır. Bu nedenle, zorunlu mali sorumluluk sigortasında olduğu gibi hak sahibinin belgeleri sigortacıya iletmesinden itibaren sekiz iş günü sonunda sigortacının temerrüde düşeceği yönündeki uygulamanın İMMS için geçerli kabul edilmesi isabetli değildir.
Diğer taraftan, İMMS Genel Şartlarında da temerrüde ilişkin özel bir düzenleme yer almamaktadır.
Özel kanun ve Genel Şartlarında bir boşluk bulunması hâlinde, Türk Ticaret Kanunu’nun sigorta hukukuna ve sorumluluk sigortalarına ilişkin genel hükümlerine başvurulacaktır. Anılan düzenlemelerde de boşluk bulunması durumunda ise, TTK’nın 1451. maddesi uyarınca Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği izahtan varestedir.
Bu durumda, İMMS poliçesinin çoğunlukla kasko sigortası ile paket şeklinde satılması nedeniyle bazı görüşler, Kasko Genel Şartları’ndaki düzenlemenin kıyasen uygulanabileceğini savunanlar bulunmaktadır. Kasko Genel Şartları’na göre sigortacı, talep ettiği belgelerin eksiksiz iletilmesi ve zararın eksper tarafından tespiti hâlinde, raporun tesliminden itibaren en geç 10 iş günü içinde incelemelerini tamamlamak ve ödeme engeli yoksa tazminatı belirleyerek sigortalıya ödemek zorundadır. Ayrıca tazminat ödeme borcu, her hâlükârda hasar ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel hale gelir. Ancak İMMS’nin kasko sigortası olmaksızın tek başına da yapılan bir sigorta türü olduğu dikkate alındığında, kasko genel şartlarının doğrudan uygulanması tartışmalıdır. Bu nedenle temerrüt tarihinin, bir mal sigortası olan kaskonun genel şartlarına göre değil, Türk Ticaret Kanunu’nun 1427. maddesine göre belirlenmesi daha doğru olacaktır.
TTK m. 1427 şöyledir:
“Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra, sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortalarında bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusur nedeniyle inceleme gecikmişse süre işlemez.”
Dolayısıyla İMMS’de muacceliyet; belgelerin teslimi, sigortacının makul sürede incelemeyi bitirmesi ve her halde TTK m. 1446 kapsamında yapılacak ihbardan 45 günün dolmasıyla oluşacaktır.
Uygulanması gereken temerrüt faizi konusunda ise Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin uygulaması şu şekildedir:
Sigortalı araç hususi ise: yasal faiz,
Sigortalı araç ticari ise: avans faizi,
ancak zarar görenin talebi doğrultusunda yasal faize hükmedilmesi de mümkündür.